4 Ay = “Amatör bir müzik grubu işte!”

Bir fikrin, telefonun ön kamerasından, tüm müzik marketlere gelişinin serüveni.

Bulvar — Sustum Çünkü (Albüm Kapağı)

Spotify ya da Apple Music’te müzik dinlerken şarkının detaylarına, ne zaman yayınlandığında, şarkının yayınlanma sürecinde kimlerin nerede ne kadar görev aldığına hiç baktınız mı? Belki de bunları merak bile etmediniz. Tüketim grafiğinin artık belli bir eğimle değil dik bir şekilde arttığı bu günlerde, müzisyenlerin bestelediği ve yayınladıkları bu şarkıların ömürleri de popülerliklerine bağlı olarak bir ya da iki ayı geçmiyor. Şarkılar kalitesi, arkasında besledikleri duyguyla değil, ne kadar para harcadıkları, sanatçıların sosyal medyayı ne kadar iyi, kitleleri ne kadar iyi yönettikleri ile ölçülüyor. Ben de sizlere bu yazımda o şarkıların arkasında dönenleri anlatacağım.

28 Şubat 2020’de yayınlanan Bulvar grubunun Sustum Çünkü isimli şarkısının serüveni, takvimler bundan dört ay öncesini, kasım ayının başlarını gösterirken, grubun solistinin “Beyler böyle bir şarkı fikri var!” diyerek şarkının, telefonun ön kamerası kullanılarak, elinde gitarıyla çekilmiş videosunu bizimle paylaşmasıyla başladı. Herkes şarkının bir sonraki provada ele alınmasını kabul etti ve bireysel çalışmalara başladı. Prova günü geldi herkes kafasındaki aranje fikrini çaldı, sonunda bir kişinin fikri herkeste daha ağır bastı ve “Tamam!” denildi. Devam eden süreçte şarkının içeriği, sözleri, partisyonlar arası geçişler gibi konulardan grup içinde sayısız tartışma çıktı tabi ki ama benim asıl değinmek istediğim konu müzikten bağımsız gelişen olaylar.

Siz şarkınızı çıkarana kadar, o şarkının telif haklarını alamazsınız. Size ait olmayan bir bardağa su doldurmaya başlarsınız ama her an o bardak başkası tarafından alınıp içilebilir, bardak dolmadan içemezsiniz, siz doldurursunuz, ama dolduğu an ilk içen kazanır. Bunun korkusuyla müzikten anladığını düşündüğünüz insanlarla bile fikrinizi paylaşamaz, “Böyle bir fikrimiz var, sence nasıl olmuş?” diye soramazsınız. Grup bir şarkı hazırladığını herkese söyleyip, reklamını yapıp daha önce yayınlanmış şarkılardaki dinlenmelerini arttırmaya çalışırken, bir yandan da hazırlanan şarkının nasıl olduğunu devlet sırrı gibi saklamaya çalışmaktadır.

Farz edelim ki bunu başardınız ve fikriniz hiçbir aşamasında çalınmadan korundu. Şarkının hazırlık süreci bitmesine yaklaşınca grup içinde biraz sokak jargonuyla şu konuşulmaya başlanır: “Abi kaydı nerde alıcaz?”. Bu soru cevaplanması en zor sorudur çünkü kaydın iyi alınması, kaydın doğru insanlar tarafından alınması çok önemlidir. Şarkınız ne kadar iyi olursa olsun, bütün emekleriniz kayıt yüzünden sizi belli bir noktaya geri döndürebilir. Saatler hatta günler süren bir internet sörfü ve telefon trafiğinden sonra sizin kayıttan beklentilerinizi karşılayacak ve aynı zamanda sizin için maddi açıdan en uygun stüdyoyu bulursunuz. Saz arkadaşlarınızla masa başında oturur ve finansal konuları konuşmaya başlarsınız. Sizinle beraber herkes ailesinden aldıkları harçlıklarla okula gidip gelmeye, arkadaşlarıyla gezmeye, sinemaya tiyatroya gitmeye çalışıyordur ve belirlenen sürede, ödemeniz gereken parayı bulmanız neredeyse imkansızdır. Grupta her zaman sanki bu iş onun da işi, bu parayı bulmak onun da sorumluluğu değilmiş gibi davranan konunun onunla bir alakası olmadığı söyleyen hep biri vardır. Siz kahve değil birkaç lira oradan tasarruf edeyim diye çay içersiniz, ama o “Ben para veremem kardeşim.” diyen grup üyesi ithal alkollü içeceklerini içmeye devam eder. Bir şekilde ikna edersiniz ve kayıt günü herkes parasını ayarlar, stüdyoda kaydı alacak ses mühendisiyle çoktan ahbap olmuş kendinizi sevdirmişsinizdir. Söylemeyi unuttum, istediğiniz kadar profesyonel bir stüdyoda kayıt alın, ses mühendisi sizi sevmek zorunda. Mikrofon kurulumunuzdan, mikrofon sayısına, kayıt sırasında çıkacak aksaklıkların çözümüne kadar, kendisinin işi olsun olmasın yardım etmesi için sizi sevmesi şarttır.

Haydi diyelim ki hepsi halloldu “on bir” saat süren kayıt gününü yorgunluktan hasta olmadan tamamladınız. Kaydınızda size yardımcı olan ses mühendisi size der ki “1 aya bitiririm.” Kaydınız bitmiştir ama üç dört günlük kayıt sonrası işlemler için bir ay beklemek zorunda kalırsınız. Size kaydın ilk halini atar, sonra biraz düzenler ve fark edersiniz ki vokal kayıtlarınız yeteri kadar iyi olmamıştır. Kaydı bir kez daha almaya karar verir ve bir hafta sonraya randevu alırsınız, cebinizden gene bir miktar para çıkartır ve zaman harcarsınız. Siz bunu yaparken grubunuzun bir üyesi tekrardan sanki bu kendi işi değilmiş gibi, vakit ve para ayırmayacağını söyler, dört değil üç kişi paylaşmak zorunda kalırsınız ödemeyi. o bir hafta güzel geçtiği taktirde vokal kayıtlarınız istediğiniz gibi olur sonra tekrardan bir düzenleme dönemi başlar ve iki hafta sonra düzenlemiş gelen kayıtta vokaller iyi olduğu için gitar kayıtlarının aslında olması gerektiği kadar iyi olmadığını anlarsınız ve üzüle sıkıla gitarları bir kez daha kaydetmeniz gerektiğini kabul edersiniz. Gitar kayıtları dört saat sürer, bazen güzel şeyler de olur tabi, dört saatlik kayıt ücretini, ses mühendisi sizi ve şarkınızı sevdiği için almaz. Olmayan paranız cebinizde kalır.

Her şey içinize sinmiş artık ses mühendisinin şarkıyı yayınlamaya hazır hale getirecek düzenlemeleri yapmasını bekliyorsunuzdur. Grup üyelerinden biri şarkıyı beğenmediğini söylemeye başlar ama yaptığı yorumlar uygulanabilir değildir, bunun o da farkındadır ama sadece keyfinizi kaçırıp huzursuzluk çıkartır ki bu üye şarkının yayınlanmasına haftalar kala gruptan da ayrılacaktır zaten. Evet siz hevesli bir şekilde şarkı hazırlar kaydedersiniz ama yaprak dökümü de olur yolda bazılarını kaybedersiniz. Para konusunda stüdyo ile yarısını kayıt günü yarısını da yayınlanmaya hazır kaydı aldığınızda ödemek üzere anlaşırsınız. Herkes parasını hazırda bekletir ama grup üyelerinden biri parası olmadığını söyler. Ne yapabilirsiniz? Ödemeyi yapmak zorundasınızdır, sevgililer günü gelmiştir harcamalarınız artacaktır, ay sonu da yaklaşıyordur, buna rağmen iki kişi onun parasını da üstlenmek zorunda kalmıştır. Beş parasız şarkınızı müzik marketlere yüklemeye çalışırsınız, belki birileri fark eder diye editörlerle şarkıyı paylaşır ve sizi kendi müzik listelerine eklemelerini umarsınız.

Şarkının yayınlanmasına günler kala çevrenizde tanıdığınız herkese şarkı yayınlandığında kişisel hesaplarından paylaşmalarını rica edersiniz ki şarkınız daha büyük kitlelere ulaşabilsin. Tüm bu uğraşlar devam ederken şarkının çıkmasına yakın bir radyodan davet alırsınız, bir saatlik program için bir gün boyunca hazırlanır, ne çalacağınızı ne konuşacağınızı planlar, insanlara programı dinlesinler diye haber verirsiniz. Sonrasında yayıncılar sizle dalga geçer gibi, hazırladıkları reklam afişinde “Bulvar” yazısının önüne “Grup” sıfatını eklerler. Orada grup yazmaz ise sizin bir müzik grubu olduğunuzun anlaşılmayacağını söylerler. Daha da küçük düşürücü bir duruma düşmemek için “Grup” yazısını kaldırmaya çalışırsınız reklam afişinden. Sizin grubu çok az tanıyan insanlarla yaptığınız radyo programından sonra artık bir gün kalmıştır şarkının yayınlanmasına. Bir önceki akşam arkadaşlarınızla nasıl reklam yapabiliriz diye kafa patlatırsınız, nerede konser verebileceğinizi tartışırsınız ama karşınıza tekrardan aynı sorun çıkar. Para…

Paranız olmadan bir müzik grubu olamazsınız, şarkı kaydedemezsiniz, reklam veremezsiniz, hatta konser bile veremezsiniz çünkü az önce saydığım ilk iki koşulu sağlayamamışsınızdır. Çevrenizde tanıdığınız biraz daha fazla dinleyicisi olan gruplara ortak konser verme ricasında bulunursunuz ama onlar da parası olduğu, menajer ve şirketlerle çalıştıkları ve kendi kafalarına göre konser ayarlayamadıkları için, askıda kalır bütün konuşmalar.

Neyse dersiniz eşten dosttan para toplayalım bize destek olsunlar, öyle ya da böyle konser vermeden dört ay uğraştığımız şarkının ücretli reklamını yapalım. Şarkınız yayınlanmadan hemen önceki gece sosyal medyaya girememeye başlarsınız, ne olduğunu anlamazsınız ve sonra haber sitelerinden öğrenirsiniz ki, ülkenizin dahil olduğu savaşta şehit vermişsinizdir. Ne hissedeceğinizi bilemezsiniz, şehit haberlerine üzülürken bir yandan da aylar süren çalışmanızı ertelemek istersiniz çünkü böyle bir günde insanların şarkınızı dinlemesini istemezsiniz.

Siz bu kadar uğraşıp bu kadar para harcarken, aynı zamanda ince düşünmeye çalışıp insanları üzmemeye çalışırken de, şarkınız yayınlandıktan sonra insanlar kalitesine ve ne hissettirdiğine bakmadan şu lafı söyleyip geçerler: “Amatör bir müzik grubu işte”

Teşekkürler

İsmail Alp Aydemir

Bir Amatör Müzik Grubunda Solo Gitarist

Student at Yildiz Technical University, member of TEDxBahcesehirUniversity, solo guitarist at Bulvar.